IT Satın Alımları & IT Proje Yönetimi Hususunda

Üzülmeyin, yalnız değilsiniz; tüm dünyanın başında bela bu IT satın alımları mevzu.

Tonlarca soru var kafalarda dönen.. Sektöre uzak bakışlar için verilen teklifler rakam ve çalışma kondisyonları açısından ne kadar doğru-beklediğiniz verimi alacak işin hakkı nedir-, şartnameler ne denli bilinçli oluşturuldu, yoksa şartnamenizdeki puslar ve hayali beklentiler yüzünden suistimal edilmeye açık bir işe mi başlıyorsunuz, proje yönetimi nedir ve neden bu kadar önemlidir, referans yetkinlikle eş midir vs vs.. uzar gider bu sorular..

Yapılan bir araştırmaya göre başlanan IT işlerinin %14’ü tamamen başarısızlıkla sonuçlanıyor. %31’i şartname oluşturulurken gönülden geçenleri karşılamıyor; %43’ü planlanan bütçeyi aşıyor gün sonunda; %49’u ise deadline’ları aşıp gecikiyor.

Bilinçli satın alımların ne kadar elzem olduğu hususunda bu rakamlar fikir veriyordur eminim. Lakin bilinçli satın alımlar da her zaman matematik sonuçlara ulaşmaya imkan vermeyebiliyor. Burada yapılması gereken, süreci mükemmelleştirmeye çalışmaktan ziyade, optimize etmekten başka bir şey değil maalesef.

İşte süreç boyunca karşımıza çıkabilecek sorulardan bir kaçı:

  • Aynı iş için 100 lira da teklif veren var, 100.000 lira da; hangisi bu işin ederi?
  • Büyük bir ajansla mı çalışacağız, küçük bir yazılım firması mı, yahut in-house bir development süreci mi tercih edeceğiz.. Ve yahut bir kurumsal firmadan yazılımcı(lar) mı kiralayacağız?
  • Küçük firma her zaman ‘risk’ midir? Büyük firmanın verdiği astronomik teklif her zaman ‘güven’ mi demektir?
  • Sırtını bir şeylere dayayan ajans nedir; neden tehlikelidir?
  • Inhouse developer’larla çalışmayı tercih ettik diyelim; front-end developer mı olacak back-end mi… ya mobil? ya front-end?
  • .Net’çi mi olacak yoksa node.js, laravel’ci vs mi?
  • Yazılımcıların yetkinliklerini nasıl ölçeceğiz?
  • Yazılımcı kaçınca eldeki kod çöp mü olacak?
  • Inhouse aldığımız yazılımcıyı mevcut şirket şartlarımızda içeride tutabilir miyiz?
  • Birim saat/ücret esası ne denli suistimale açık bir konudur ve bu konuyu çözmek için neler yapılabilir?
  • Yahut yazılımı yazdırdık; bütün know-how’ı verdik; ajans bahsi geçen yazılımı rakip firmalara da satarsa ne olacak?
  • Agile mı? Product owner kim? Projemiz ve anlaştığımız firmayla süreci yönetmek için uygun method ne? (ajans zaten ‘aslında’ tek kişilik dev kadro içeride; neyine agile yapacağız?)
  • Bastırdım parayı aldım CTO’yu.. Peki.. Ama o adam senin iş şartlarında kaç ay çalışacak sanıyorsun?
  • Şartnamelere ne denli detay yazılmalı (‘yok artık; onu da yazmak gerekli mi !?’ == evet, gerekli)
  • Referans her zaman doğru seçime götüren başvuru kaynağı mıdır? (önceki satın almacılar, karar vericiler ne denli bilinçliydi ‘aslında sahip olabilecekleri yahut neye sahip olmaları gerektiği’ hususunda)
  • Deadline’ı aştık; dünyayı ajansın başına yıkmalı mıyız?
  • O firma doğru bir seçim mi; yoksa tavsiye eden kişi sadece komisyonuna mı bakıyor?

Yazıyı çok uzatmadan şunu belirtmek isterim; PROJE YÖNETİMİ başlı başına ÇOK CİDDİ ve düşünülenden daha net bütçeler ayrılması gereken bir konudur. (IT sektörüne yakın firmalar bunu elbette biliyor; ama konuya uzak şirketler yahut devlet tarafında milyon milyon liraların ne saçma sistemlere yatırıldığını bildiğim için, tekrar anımsatmak gerektiğini düşünüyorum)

Bir kaç tüyo ile yazımı sonlandırayım;

Kullanacağınız yazılım dilinin elbette ‘büyük’ önemi var; ama çok güncel olacağız, en modern biz olacağız diye iş gücü kaynağını fazla daraltırsanız -hele bir de bütçeler sınırlıysa-, bu sefer de çalıştıracak insan bulmakta zorlanırsınız.

Yahut… Referans olabilecek bir markaysanız örneğin; küçük firmalar, sırf işi almak-referans elde etmek için, çok iyi fiyat vermelerine karşın kendi içlerindeki planlamayı doğru yapamayabiliyorlar zaman zaman; bu da gün sonunda yarım yamalak teslim edilen işlere sebebiyet veriyor. Buradaki deneyimim şunu söylüyor: İhale vereceğiniz yazılım ajanslarının referanslarını mutlaka telefonla arayarak bilgi alın. Bitirmiş projeyi; ama nasıl? Ayrıca mutlaka yerinde ziyaret edin firmaları; ve hatta emin değilim mümkün mü, ama şayet mümkünse, bordrolu çalışanlarının dökümünü isteyin (aksi durumda eş dostu çalışan olarak şirkete-zoom toplantısına dolduracaklarından şüpheniz olmasın).

Olayın ‘bu işin ederi nedir; aslında kaç adam/saat bu cidden?’ kısmına girmiyorum; inhouse süreçlerin sıkıntılarıyla uğraşmak istemeyen iş verenlerin, bazen, bazı şeylere göz yummak durumunda kalması gerekiyor (bknz: ‘kolaysa, buyur sen yap’)

Senior developer maaşlarının 13-20K arasında değiştiği, ve yetenekli insanların asla açıkta kalmadığı da aklınızın bir ucunda olsun.

Çalışılacak yazılım ajansının seçiminde fiyat ve yapabilite kadar hesaba katılması gereken bir diğer önemli faktör de iş verenin okuryazarlığı, bütçesi, harcamaya-rakamlara hazır olup olmamasıdır. Bazen olası gecikmeler, kördüğümleri +1 göze almak, bazen +1 para vermek, bazen ise düşünmeden hızlı ilerlemek gerekebiliyor.

Ha büyük yazılım firmalarının milyonluk tekliflerini kabul etmek = Garanti çözüm mü? Üzgünüm; ama o da değil.. Şayet şartnameniz yeterince bilinçli hazırlanmadıysa, büyük firmalara da süreç içerisinde aklınıza gelen geliştirmeleri yaptıramazsınız sıklıkla. Yahut ‘tarife dışı faktörlerle’ diye adlandırdığım ve detayına burada giremeyeceğim methodlarla iş alarak bir şekilde referansların toplanmış olması, milyon liralık tekliflerin zikredilmesi == doğru, yetkin, beklentinizi çözecek firma olunduğu anlamına da gelmeyebilir yine her zaman. Ve yahut ‘paranızla rezil olmak’ deyimini, ‘fason IT işi’ nedir bilir misiniz? Hepsi mümkün olasılıklar.

‘Küçük firma == kesin yarı yolda bırakır’, ‘büyük firma == tertemiz iş sunar’ genellemeleri şehir mitidir diyesim geliyor; ancak, doğruluk paylarını es geçmek de, yine büyük hata olur. Seçim süreci bir terazi gibi; eldeki verilerle kefeleri doldurup, şartlara göre karar almak gerekiyor.

‘İhaleye çıktığınız ürün beklediğiniz faydayı sağlayacak mı? Kim karar verdi çözümün bu olduğuna? Aslında ne yapmak lazım?’ kısımlarına hiç girmiyorum dahi.

Danışmanlık için tıklayın