Türkiye’de E-ihracat & Süreçlerdeki Temel Sıkıntılar

Hep söylüyorum; ‘2 entegrasyon 3 reklam, tamamdır‘ın ötesinde bir şey bu e-ihracat mevzu. Memleketimdeki dijital potansiyelin gönülden geçtiği gibi kullanılamamasının başlıca sebebi de bu zaten; parayı yönetenlerin pek çoğu dijital hususlarda eksik; bilmiyor, ama daha kötüsü bildiğini düşünüyor, bilgiye-deneyime yeterince kıymet vermiyorlar. (bilmek zorunda mı kısmı tartışılır. bence ticaret yapan herkesin dijital okur yazarlığı olmak zorunda artık; sadece ve sadece profesyonellere bırakarak olacak iş değil)

Aksi isimler, markalar, gruplar yok mu; var elbette, tonla. Ama onlar da zaten alıp yürümüş, sıfırdan bir marka yaratıp bir şeyler başarmış, bu işe ciddi paralar akıtan, kurumsallaşmış, yahut markanın mevcut gücünün ötesinde katma değerler üretebilmiş örnekler. Alınmayacaklarına eminim bu yazımdan.

Öncelikle şunu belirtmek isterim, çok ama çok büyük potansiyel var e-ihracat konusunda; milli ekonomimizin kalıcı güçlenmesi için üzerinde en çok durulması gereken hususlardan biri; burada hemfikiriz. Lakin öyle anlatıldığı gibi ‘oohh yattığın yerden, Merinos’un sitesindeki halıyı X3 markupla Amazon’a koy, para kazan’ bir iş de asla asla değil.

Amazon’da hali hazırda bilmem kaç senedir yönettiğin bir mağazan yahut net deneyimin varsa tamam, şartlar görece değişecektir. Aksi durumda denemesi bedava; koy bak x bir markanın ürünlerini yabancı marketplace’lere, debelen sonra 2 tane satabilecek misin satamayacak mısın (Amazon’da, Souq’da vs ürün listeleyebiliyor olmanın, stockout yapmamanın tek başına hiç bir espirisi yok satamadıktan sonra. Satış yapabilmenin ise bambaşka gerekleri, olmazsa olmazları var)

En baştan alalım; birinci sıkıntı olasılığı pazaryerlerine giriş süreçleriyle ilgili.

Devamını Oku

Lojistik Firmalarının E-ticaret Girişimleri

Teslimat ve iade süreçlerindeki maliyetler e-ticaret’in en kıymetli çıkmazlarından biliyorsunuz.

Bilhssa hazır giyim gibi kar marjı düşük ürün gruplarında, e-ihracatta ve “ticari rekabet = fiyat kırmak”tır algısını kafasına kazımış memleketim gibi pazarlarda(her pazar öyle değil emin olun) kargo ve depolama süreçlerindeki maliyetleri optimize edebilmek, hayati öneme sahip.

Marka değeri yahut fiyat avantajı olduğu müddetçe, iyi ya da kötü ticaret her zaman olacaktır; ama gün sonundaki kazanca odaklandığımızda hep bir tatminsizlik, hep bir “abi ne dersen de; e-ticaret küçük bir enstruman, fiziksel mağazalar başka”, yahut “kargocuyu, ajansı, parazitleri onu bunu zengin ettik; hani bana?” yakınması..

Teslimat maliyetleri karlılık üzerinde böylesi belirleyici olunca da, kargo firmalarının yönetim kurullarındaki e-ticaret fikirleri gün be gün daha yüksek tonda söylenir oldu tahmin edersiniz. Şimdi peşi sıra geliyor girişim haberleri; dev kargo firması x kendi alışveriş sitesini kurmuş, y firması z pazarının hepsiburada’sı olmayı hedefliyormuş vs vs.

Devamını Oku

E-ticaret’te Başarının Temel Kuralları

O kadar çok, ‘can yanmadan başarı’ vizyonuyla yola çıkan girişimci yahut şirketle muhattap oluyorum ki; paylaşmak şart oldu.

Konvansiyonel mağazacılık yapan bir işletmenin online kanallarda da satış yapmaya niyetlenmesi daha kolay; hele ki marka bilinirliği hal-i hazırda yüksekse. Zira ‘müdavimi oldukları markanın online satış alternatifini sabırsızlıkla bekleyen’ tonla insan oluyor zaten kapıda; e-ticaret departmanında raporlama ve ajans koordinasyonu dışında hiç bir şey yapılmasa dahi o online kanal satış yapıyor/para kazanıyor (ROPO etkisine girip, konuyu dağıtmak istemiyorum). Bilhassa hazır giyim sektörü, bu hal-i hazırda ‘alışveriş yapmaya niyetli yahut meyilli’ segmentin ekmeğini yiyip, e-ticaret başarılarını konferanslarda böbürlenerek anlatmayı çok sever biliyorsunuz (memnuniyet ve cazip tekliflerle potansiyel talebi yönlendirme hususunda çok başarılı örnekler var ama kesinlikle)

Devamını Oku